Türkiye Sakatlar Derneği Denizli Şubesi Başkanı Osman Çiyancı gündeme ilişkin yaptığı yazılı basın açıklamasında şunlara söyledi:
Aralık 2019 sonundan itibaren
dünyamız ve ülkemiz büyük ve tehlikeli bir salgının etkisi altına girmiştir. Dünya
genelinde 3,5 milyonu aşkın insana bulaşan ve 245 binden fazla insanın ölümüne
neden olan kısa adıyla Covid-19 salgını ülkemizi de etkilemektedir.
Salgının önlenmesi, yayılımının
durdurulması amacıyla birçok tedbir alınmış, bunların ilk başında ise başta
yüksek tansiyon olmak üzere kronik (süreğen) hastalığı bulunan engellilere
getirilen sokağa çıkma kısıtlaması olmuştur. Önlem kronik hastalığı bulunan
engellerin sağlığının korunması bakımından gerekli olmakla birlikte özellikle
çalışma yaşamından kopmak durumunda kalanların durumu netlik kazanmamıştır.
Alınan bir diğer önlem ise İlaç
ve medikal malzeme rapor süreleri dolanların, raporlarının geçerliliğini
sürdürmesi yönündedir. Hastanelerin önemli bir bulaşma ortamı olduğu
düşünüldüğünde başta ilaç olmak üzere rapora gereksinim duyan engelliler ciddi
bir risk ortamına girmekten kurtarılmıştır.
Emeklilik hakkımız günden güne zorlaşma durumuna getirilmektedir
Yıllardan beri dile getirdiğimiz
birçok sorun hala varlığını sürdürmektedir. Bu sorunların ilk başında
engelliler açısından hayati öneme sahip olan engelli raporuna yönelik yapılan
düzenlemeler gelmektedir. Geçmişte bir ayağı veya kolu olmayanlar, yasanın
aradığı alt sınır olan %40 oranını aşabilirken artık aşamamakta zorlanmaktadır
Yapılan yeni düzenlemeler, Dünya Sağlık Örgütü ölçütlerine ters düşmekte ve
engellilerin bırakın haklarını kullanmasını tam aksine sahip olduklarını da
kaybetme durumuna gelmiştir
Son dönemlerde SGK tarafından
emekli engellilere yazılar gönderilmekte, raporlarının yenilenmesi ve aksi
halde geçmişte ödenmiş emekli aylık tutarlarının faiziyle geri alınacağı
bildirilmektedir. Hastanelerin 3-4 aydan önce randevu veremediği, salgın
ortamında hastanelere gitmenin engelliler için ciddi risk taşıdığı koşullarda
hemen rapor istenmesinin anlaşılır bir yanı yoktur. Yeni rapor alamayanların
aldıkları emekli aylıkları da hemen kesilmektedir. Açık bir şekilde
engellilerin kazanılmış hakkı sonradan yapılan ve uluslararası standartlara uymayan
ölçütlerle ellerinden alınma durumuna gelmiştir
İnsani yaşama hakkından yoksunuz
Öte yandan engellilerin
yaşamlarını insani bir şekilde sürdürebilmeleri, kimseye muhtaç olmadan
yaşayabilmeleri için yeterli gelir desteği kısmen iyileştirilmiş olmakla yeterince
sağlanamamıştır Özellikle engelli aylıkları ve evde bakım desteği yine kısmen
iyileştirilmiş fakat yeterli düzeye getirilmemiştir konulan ön koşullar haktan
yararlanmayı zorlaştırma durumuna gelmiştir.
SUT fiyatları 2007 yılında kaldı, farkı ödeme gücümüz yok
Yine engellilerin yararlandığı
ilaç, ortez, protez ve tekerlekli sandalye gibi yaşamı idame için gerekli
destekler SGK tarafından yapılan düzenlemelerle erişilemez hale gelmektedir. En
basitinden verilen destek fiyatı 2007 yılından bu yana değiştirilmemiştir. Bu
süre içinde yaşanan fiyat artışları Sağlık Uygulama Tebliğine yansıtılmadığı
için engellinin ödemesi gereken fark ücretleri çok yükselmiştir. Bu farklar
geliri olmayan engelliler için ödenemez düzeydedir. Dolayısıyla engellilerin
bir kısmı yaşamı için zorunlu desteği alamayacak hale getirilmiştir.
Kentler hala herkes için erişilebilir değil
2005 yılında yürürlüğe giren 5378
sayılı Yasa’ya göre kamuya açık alan, bina ve ulaşım araçlarının başta
engelliler olmak üzere herkes için erişilebilir hale getirilmeliydi. Ancak
sürekli yapılan eklemelerle yıllardır bu düzenleme tümüyle hayata
geçirilmemiştir. Büyükşehirlerde bir ölçüde gelişme sağlanmış olsa da diğer
şehirlerde ilerleme yok denecek kadar azdır
Çeşitli defalar ilan edilen
istihdam seferberliklerine rağmen engellilerin hem özel sektörde hem de kamuda
en azından Yasa ile konulmuş kotalar oranında istihdam edilmemektedir. İstihdam
edilen engelliler ise raporlarına ve bilgi-becerilerine göre çalıştırılmamakta,
ücret ayrımcılığına uğramaktadır.
Bütün bu sıraladıklarımız
yaşanmakta olan sorunlarımızın sadece küçük bir örneğidir.
Son dönemlerde çoğu yerde sağlık
kurulu raporları üzerinde oyunlar oynandığını, kimilerinin yüksek paralar
karşılığında engelli olmayanlara raporlar temin edildiğini ve bu yolla emekli
bile olanların bulunduğunu duydukça en çok bizler kahroluyoruz.
Bu rüşvetçiler, fırsatçılar
yüzünden mağdur olan yine biz engelliler oluyoruz.
Toplumun, hükümetin, yerel
yönetimlerin bizleri eşit vatandaşlar olarak görmelerini ve haklarımızdan eşit biçimde yararlanmaktan
başka talebimiz yoktur.
Sadece TBMM’de onaylanarak
yürürlüğe girmiş olan Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesindeki basit
kurullara, örneğin evrensel tasarı ilkesine uyulsa önümüzdeki engellerin bir
bölümün kalkacağı görülecektir.
Yine Dünya Sağlık Örgütü’nün
kurallarına uygun sağlık raporları verilse, birçok engelli haklarından
yararlanabilecektir.
Bu düşüncelerle, Engelliler
Haftası’nda tüm topluma engellerin kaldırılması için duyarlı olmaları
çağrısında bulunuyoruz.




