Denizli'nin Pamukkale ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki demir ustası Turan Çetin, 14 yaşından bu yana biriktirdiği hurdaları, emekliliğin ardından sanat eserine dönüştürerek adeta demiri konuşturan bir sanatçıya dönüştü. Ortaokul birinci sınıftan sonra okul hayatına veda eden ve sanayi çıraklığıyla iş hayatına atılan Çetin, yıllarca yaptığı demir doğrama işinden sonra atölyesini bir sanat mekânına dönüştürdü.

Emekli olduktan sonra eline geçen zamanı demire ruh üflemek için kullanan Çetin’in atölyesi, bugün sadece bir üretim alanı değil; kültürel hafızanın, geçmişin izlerinin ve hayal gücünün şekil bulduğu bir sanat mabedine dönüşmüş durumda.
Eski dikiş makinelerinin parçaları, otomobil helezon yayları, çatal-kaşık takımları ve daha birçok metal hurda, Turan Çetin’in ellerinde robot heykellere, kartallara ve geyik figürlerine dönüşüyor. Yaklaşık üç ay süren bir emeğin ürünü olan "Demir Döven Adam" isimli heykel, Çetin’in Ankara’ya gönderilen ilk eseri olma özelliğini taşıyor.

Demir ustası Turan Çetin, yaptığı işleri yalnızca estetik bir üretim olarak değil, aynı zamanda bir eğitim aracı olarak da görüyor. Çetin, “İlk başta ne yapacağımı bilmiyordum. Ama hurdalıklarda gördüğüm parçaları kafamda birleştirmeye başladım. Dikiş makinesinin masurası göz oldu, araba yayları ayak. Plan yok, çizim yok. Her şey kafamda başlıyor. Önemli olan hayal etmek ve zihninde canlandırmak” diyerek sürecin özünü özetliyor.

"Satmak değil, anlatmak derdindeyim"
Sanatını bir kazanç kapısından çok, bir anlatı biçimi olarak gören Çetin’in en büyük arzusu ise gençlere ilham olmak. “Bu işe hobi olarak başlamıştım. Sonra bazı yerlerden talepler geldi ama benim derdim satmak değil. Gençlere, çocuklara göstermek. Küçücük bir parçanın bile kıymetli olduğunu anlatmak istiyorum” diyor.

Çetin’in atölyesi sadece heykellerle sınırlı değil. Aynı zamanda geçmişten bugüne ulaşan antika eşyaları da burada sergileyen usta, kültürel değerlerin korunması konusunda da bilinç aşılamayı amaçlıyor. “Geçmişimizi bilmezsek, geleceğimizi anlayamayız” sözleriyle zamana direnmeye çalışan eşyaların da birer tanığı gibi konuşuyor.
Bir ustadan öte bir hafıza işçisi, bir sanatçı ve bir eğitmen olarak anılan Turan Çetin, hurdaya dönüşen metalleri yeniden canlandırırken, toplumun kültürel belleğini de demirle dövüyor.




