Sizlere selâm olsun üniversiteler!Öğretmenleri alınmış kürsüler,Öğretmenler!Sizlere selâm olsun...
(Enver Gökçe)Fakir Baykurt,yaşamının 40 yılını öğretmenlikle geçirmiş, edebiyatımıza da önemli yapıtlar kazandırmış, Köy Enstitüsü çıkışlı, eğitimcilerin unutulmaz devrimci önderidir.Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) sıkıyönetim mahkemelerinde bile baş eğmemiş efsane kurucu başkanlarındandır. Faşizmin zulmünden hep payını alandır.Kalemi oldukça güçlüdür.Onun karakterleri hep yaşamın içindedir.Filmi çevrilen, tiyatroya da uyarlanan ünlü “Yılanların Öcü”nün de yazarıdır.Attilâ İlhân’ın tanımıyla; “meslekten romancıdır”****Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün,Kuvvacı Yürek Mustafa Necati Bey’in...Tonguç’un...Hasan Ali Yücel’in...Köy Enstitülüleri...Ve eğitim emekçisi dostlarımın gününükutluyorum.***Fakir Baykurt’la başladık, onun "ders" gibi bir anısı yazının devamı olsun;“Kahveden gelen güzel kokulara dayanamayan, Baykurt annesine ‘Çay isterim, ille de çay’ diye tutturur.Annesi ise bu isteği geri çeviremez.Fakir Baykurt’un elinden tutup kahveye götüren annesi, kahveci Topal Hüseyin’i yanına çağırıp, ‘Hüseyin bir bardak çay getir benim oğlana’ der.Çay gelir de o an ki heyecan ile çayın nasıl içileceğini bilemeyen Fakir Baykurt sıcak çaydan büyük bir yudum aldıktan sonra ağzı yanınca bardağı yere atar. Bardak toprağa düştüğü için kırılmaz ama Baykurt annesinin tokat atacağını düşünür.Fakat öyle olmaz, Anne Topal Hüseyin’e bir çay daha getirmesini ister.Fakir Baykurt, ikinci çay geldikten sonra bu kez çayı üfleyerek içer.Yıllarca annesine o gün niye kendisine tokat atmadığını sorsa da annesibu soruyu hep cevapsız bırakır.Anne bu sorunun cevabını yıllar sonra oğlunun öğretmenlik yaptığı köy okulunda verir.Annesi Elif Baykurt’un dersine girdiği o günü ise şu sözlerle anlatır Fakir Baykurt;‘Sınıfta estim, gürledim. Ders bitince dışarıda anneme sordum. Anacığım beğendin mi öğretmenliğimi?’ “Eh, işte fena değil” dedi. ‘müfettişler geliyor; iyi veriyor, pekiyi veriyor.Sen de fena değil diyorsun, nasıl olur böyle?’ diye sordum.Anne herkese ders olması gereken şu sözleri söyler;‘Yıllarca sordun, durdun. Şimdi söylüyorum, aç kulağını dinle!Ben sana çay döktüğün gün kızsaydım, içindeki aslan küserdi.Dövseydim, o aslan ölürdü! Böyle öğretmen falan olamazdın.İşte, sen de benim yaptığımı yap ve sakin ol.Dayak atıp bu çocukların içlerindeki aslanı sakın öldürme!..”"Öğretmen ve annelerin hakkı ödenmez!" demişVictor Hugo ne haklı...
(Enver Gökçe)Fakir Baykurt,yaşamının 40 yılını öğretmenlikle geçirmiş, edebiyatımıza da önemli yapıtlar kazandırmış, Köy Enstitüsü çıkışlı, eğitimcilerin unutulmaz devrimci önderidir.Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) sıkıyönetim mahkemelerinde bile baş eğmemiş efsane kurucu başkanlarındandır. Faşizmin zulmünden hep payını alandır.Kalemi oldukça güçlüdür.Onun karakterleri hep yaşamın içindedir.Filmi çevrilen, tiyatroya da uyarlanan ünlü “Yılanların Öcü”nün de yazarıdır.Attilâ İlhân’ın tanımıyla; “meslekten romancıdır”****Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün,Kuvvacı Yürek Mustafa Necati Bey’in...Tonguç’un...Hasan Ali Yücel’in...Köy Enstitülüleri...Ve eğitim emekçisi dostlarımın gününükutluyorum.***Fakir Baykurt’la başladık, onun "ders" gibi bir anısı yazının devamı olsun;“Kahveden gelen güzel kokulara dayanamayan, Baykurt annesine ‘Çay isterim, ille de çay’ diye tutturur.Annesi ise bu isteği geri çeviremez.Fakir Baykurt’un elinden tutup kahveye götüren annesi, kahveci Topal Hüseyin’i yanına çağırıp, ‘Hüseyin bir bardak çay getir benim oğlana’ der.Çay gelir de o an ki heyecan ile çayın nasıl içileceğini bilemeyen Fakir Baykurt sıcak çaydan büyük bir yudum aldıktan sonra ağzı yanınca bardağı yere atar. Bardak toprağa düştüğü için kırılmaz ama Baykurt annesinin tokat atacağını düşünür.Fakat öyle olmaz, Anne Topal Hüseyin’e bir çay daha getirmesini ister.Fakir Baykurt, ikinci çay geldikten sonra bu kez çayı üfleyerek içer.Yıllarca annesine o gün niye kendisine tokat atmadığını sorsa da annesibu soruyu hep cevapsız bırakır.Anne bu sorunun cevabını yıllar sonra oğlunun öğretmenlik yaptığı köy okulunda verir.Annesi Elif Baykurt’un dersine girdiği o günü ise şu sözlerle anlatır Fakir Baykurt;‘Sınıfta estim, gürledim. Ders bitince dışarıda anneme sordum. Anacığım beğendin mi öğretmenliğimi?’ “Eh, işte fena değil” dedi. ‘müfettişler geliyor; iyi veriyor, pekiyi veriyor.Sen de fena değil diyorsun, nasıl olur böyle?’ diye sordum.Anne herkese ders olması gereken şu sözleri söyler;‘Yıllarca sordun, durdun. Şimdi söylüyorum, aç kulağını dinle!Ben sana çay döktüğün gün kızsaydım, içindeki aslan küserdi.Dövseydim, o aslan ölürdü! Böyle öğretmen falan olamazdın.İşte, sen de benim yaptığımı yap ve sakin ol.Dayak atıp bu çocukların içlerindeki aslanı sakın öldürme!..”"Öğretmen ve annelerin hakkı ödenmez!" demişVictor Hugo ne haklı... 



