İKTİDARSIZ İTİBAR!
Reklam
Reklam

İKTİDARSIZ İTİBAR!

Atilla Köprülüoğlu'nun yazısını okumak için tıklayınız

İKTİDARSIZ İTİBAR!

Atilla Köprülüoğlu'nun yazısını okumak için tıklayınız

İKTİDARSIZ İTİBAR!
09 Ekim 2018 - 09:59

Usta Haberci Uğur Dündar

15 Eylül 2018 tarihinde Sözcü’deki köşesinde

"Hastanelik hale gelen hastaneler" başlıklı

bir yazı kaleme almış,

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde

"kağıt yokluğundan"

raporların basılamadığı duyurusunun bazı bölümlerin kapısına asıldığını

-fotoğrafına da yer vererek- dillendirmişti.

Haber, sosyal medyada da geniş yankı bulmuştu.

 

***

Sonra neler olmuş bu yazısından sonra?

Onu da biz yazalım.

Ege Üniversitesi Rektörlüğü, duyurunun

asıldığı bölüm Radyoloji Ana Bilim Dalı'nın

Başkanı Prof.Dr.Süreyya Özbek hakkında soruşturma başlatmış.

Gönderilen yazıya da Uğur Dündar'ın yazısının fotokopisini de ekleyerek(!)

Gerekçe de, "Üniversitenin itibarını sarsmak,

idareden habersiz duyuruyu asmak, vs!"olarak gösterilmiş.

İyi de yılların hocasının bu durumu

Hastane Başhekimliği'ne bildirmemiş olması mümkün müdür?

Değildir!

Defalarca iletilmiştir mutlaka.

Devam edelim;

Acaba açılan kağıt temini dahil çeşitli ihalelere

firmalar neden eskisi kadar ilgi göstermiyor?

Alacaklarını zamanında tahsil edemeyecekleri

endişesinden olmasın.

Hastanede bazı bölümlerde öğretim üyelerinin

aralarında para toplayarak top top kağıt alarak

çözüm aramaya çalıştıklarından haberi

var mıdır üniversite yöneticilerinin?

Hastalardan gelen medyaya da yansıyan

katarakt ameliyatlarının, ur operasyonlarının

durduğu yolundaki şikayetlerde doğruluk payı nedir?

 

***

Ülkemizin en köklü üniversiteleri arasındadır 63 yıllık Ege Üniversitesi!

Yüzbinler gibi -bizim de- yolumuz geçmiştir, aidiyetimiz sözkonusudur.!

Dünya çapında bilim insanlarının yetiştiği eğitim yuvasıdır.

‘’Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’’ denildiği zaman;

o derde derman arayanların hastanesine ömrünü veren

(her sabah gelişini çanla ilân etmesiyle ünlü)

Kalp Cerrahı Hayrullah Kocaoğlu, Sermet Akgün,

adı bölümüne verilen Gastroentroloji'nin piri Namık 

Kemal Menteş, plastik cerrahinin ustası

"Uçan Prof" Arman Çağdaş, Spor Hekimliği'nin babası

Necati Akgün, İntaniye dediniz mi Münir Büke,

tüp bebekte çığır açan Refik Çapanoğlu hocalar

gibi efsanelerle anılırdı bu güzide kurum.

Tıp dünyasında ışık saçan günlerce

konuşulacak yenilikler, hep Egeli hocalardan gelirdi.

 

***

Üniversitelerimiz siyasi iktidarın denetiminde.

Neredeyse her üniversitede

-iktidar partisinde politika yapmış rektörler yönetimde.

Üniversitelerimiz, bilim dışı işlerle anılıyor günümüzde.Bilimsel özgürlük rafta!

Son günlerde üniversitelerden gelen haberlere bakın!

"Harvard'da ders veren akademisyen yeterli oy

aldığı halde dekan seçilmiyor!"

"Rektörler aile şirketi kuruyor(!) kişiye özel kadrolar açılıyor."

"Doçentliğe 20 yıldır yükselememiş biri tv'de 

‘neden yabancı dil bilmek zorundayız ki,

biz ülkemiz için çalışacağız, yabancılar için değil.’

diye konuşuyor." Şaka gibi!..

"Diyanet’in başına getirilen ilahiyat profesörü

Ali Erbaş, Bitlis’te diyor ki: Medreseler ile

akademik bilim birlikte hareket etmeli!''

"Kampusta düğünlere tahsisli salon var.

Adı da; "Cumhuriyet Düğün Salonu!

 

***

Meslek Büyüğümüz

Orhan Bursalı'nın  üniversiteler analizi dikkate değer;

"Eğer üniversitelerimizin en azından bir kısmı,

evrensel çapta birer üniversite olabilselerdi,

mesela dünya üniversite sıralamalarında

ilk 100 içinde görünenleri olabilseydi...

Birkaç uluslararası ses getiren

buluşa imza atabilselerdi.. en azından

bir - iki Nobel veya bilim madalyaları almış olsalardı...

Evrensel işbirlikleriyle sıkı bir bilim ağı içinde olabilselerdi...

Bilim veya teknoloji alanında ülkeye

en azından önemli birkaç kazanç sağlayabilselerdi...

Sadece bu kadar değil:

Felsefe, politik ve sosyal alanda kabul görmüş

kuramlar ortaya atmış olabilselerdi...

Üniversitelerimizin başında üniversitenin

kimliğini her şeyden yüksekte tutan ve

üniversitesinin sadece ve sadece

bilimsel alanda yükselişi için ter dökenler olsaydı...

Atandıkları siyasi makamların emir ve

talimatları içinde, derin çukurlarda

yalpalanan yönetimler olmasaydı...

Bilim üretimine odaklı olabilselerdi... vb.

Şüpheniz olmasın ki, üniversitelerimiz geçmişte

olduğu gibi sürekli dayak yiyen kurumlar olmazlardı."

Aynen katılıyoruz!

 

***

Üniversiteler bilimsel özerklikle yapılan araştırmalarıyla, buluşlarıyla anılmalı.

Öyle yok  kağıt yokluğuymuş,

yok akademisyene soruşturmaymış, vb. haberleriyle değil!..

Kağıt yokluğunu örtbas etmek için bunu duyuranı suçlamak; iktidarsız itibarla eştir!

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Sevgi Gündeşoğlu
    1 ay önce
    Değerli Süreyya Hocam, Değerli i Fatih Hocam, Değerli Ahmet Özgen Hocam, Değerli Kenan Hocam, Değerli Meltem Hocam emeklerinizi helal edin, sizler harikasınız!
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
 Akan trafikte kendini üst geçitten aşağıya attı
Akan trafikte kendini üst geçitten aşağıya attı
Hobi olarak başladığı sanat mesleği oldu
Hobi olarak başladığı sanat mesleği oldu