Geçtiğimiz hafta sonu, canlı canlı stattan maç izleme
sezonunu ben de açtım; Altınordu’nun bu sezonki ilk iç saha müsabakasını
seyretmek için Bornova Aziz Kocaoğlu Stadına gittim ve büyük bir heyecanla
tribündeki yerimi aldım.
Kırmızı şeytanların rakibi İstanbul ekiplerinden
Tuzlaspor’du ve ben bu yazımda sizlere ne Altınordu’nun defansif zaaflarından,
ne kaledeki güvensiz duruşundan, ne orta sahadaki olumsuz varyasyonlarından, ne
de gol yollarındaki etkisiz ve cılız hareketlerinden bahsedeceğim. Zaten iyi
olmayan bir futbol sonunda da rakibine 1-3’lük skorla boyun eğdi Altınordu.

Cılız olan yalnızca Altınordulu futbolcular ve onların,
Bornova’nın çimlerindeki hareketleri miydi? Elbet ki hayır; tribünlerdeki
muhteşem boşluklar da, insanın canını oldukça sıkan ve daha maç başlamadan
gözümüze çarpan, belki destattaki en büyük eksiklikti diyebilirim.
Stada girip, yerime doğru ilerlerken, Bornova’nın sevilen
esnaflarından Sebahattin Demir ağabeyimle karşılaştım ki, zaten bomboş olan
tribünün uygun bir yerinde beraber izlemeye karar verdik maçı…Sebo ağabey de,
Bornova Gençlik Spor Kulübünde yöneticilik yapıyor, futbol konusunda iyi bir
izleyici, yandaş ve destekçi… Ve bu ortak paydalarımız, tıpkı aynı ortak
özellikleri barındıranlarda olduğu gibi, bizi birbirimize daha da
yaklaştırıyor.

Daha oturalı birkaç dakika olmamıştı ki, önümüzden Nehir
Çetintaş hocam ve oğlu geçti. Şöyle bir göz göze geldik ve zaten boş olan
tribünde, az önce belirttiğim,futbol sevgisi ortak paydasından olacak ki, namı
diğer Kasap Nehir de, hemen arkamıza oturdu.Salgın tedbirleri kapsamında birer
boşluk bırakarak aslında oturuyorduk ancak, önce fotoğraf çekilirken biraz
sıkıştık, sonra da maçın heyecanıyla karıştık gittik…
Kasap lakaplı ve uzun seneler Altınordu formasını
terletmiş Nehir Çetintaş’ın, maçı nasıl büyük bir heyecan ve dikkatle
izlediğini anlatamam!Kendisi de bir defans oyuncusu olması sebebiyle olacak ki;
özellikle savunma oyuncularının müdahalelerindeki yetersizliklerini veya
yanlışlarını, kendine has konuşma tarzıyla öyle içten, öyle yürekten dile getiriyordu
ki… Hemen her pozisyondan sonra kafam geride, Nehir Hocam’a kulak veriyorum ve
yorumlarını dinliyorum, ardından ben de pozisyona dair bir yorumda bulunuyorum.
Altınordu’nun golünden sonraki sevincimiz de görülmeye
değerdi doğrusu… Nasıl çaktık ellerimizi görmeliydiniz.

Tribündeki seyreklikten tutun da, sadece bu haftalık
olmasını yürekten dilediğimiz takımın kötü oyunu hocayı derinden üzmüştü ki,
yürümesinden tutun da, kurduğu cümlelerdeki kelimelerin yorgunluğuna kadar, her
şey ortadaydı. O eski günlerini, mükemmel maçlar çıkardığı gençliğini,
kendisine kasap lakabının yakıştırıldığı günlerini arıyordu, besbelli…
Yıllar önce Türkiye Futbol Antrenörleri (Tüfad) İzmir
Şubesindeki bir sohbetimizde anlatmıştı;
Altınordu’da futbol oynadığı yıllar… Tabii, Nehir
Çetintaş sağlam bir sağ bek. Sağlamlık yetmez, topu da, adamı da geçirmeyen
cinsten… Rakip santraforlar ve hakemler ile ilgili o kadar anısı var ki bu
sertlikle alakalı… Galatasaray’ın o dönemki santraforlarından Uğur’u “Nehir
geliyor” şeklinde korkuttuklarını anlatmıştı katıla katıla gülerek. Bir
keresinde de, kendisinin sert oyununu bilen bir hakem,maçın başında yaklaşıp “sertlik
yok, düzgün oyna, yoksa atarım” şeklinde uyarıda bulunmuş. Ancak Kasap Nehir
bu, huylu huyundan, oyuncu da karakterinden vazgeçer mi? Maçın içerisindeki bir
hareketi sonucu rakibini yerde bırakmış ve maçın başında uyarıda bulunan hakem
yaklaşıp “sana oyna dedim, öldür demedim” demiş.

Bir de, sakatlık sonrasındaki tedavi hadiseleri var ki; o
yıllarda, bugünkü gibi spor hekimliği, hastaneler, MR cihazları ve diğer tüm imkânlar
yok tabii ya da günümüzle kıyaslanamayacak kadar kısıtlı…İstanbul’da, tünelin
içerisinde Yorgo adında bir masör varmış. Ve özellikle sporcu yaralanmalarında
futbolcuların ilk adresi…Yorgo, Kasap Nehir’i hiç görmeden öyle bir tanır olmuş
ki, sakatlanarak gelen futbolcunun ayağındaki ya da bacağındaki izden, hem de
“bu Kasap Nehir’in işi” diyebilecek kadar… Elbet ki, sonradan tanışmışlar ve
bir keresinde numaradan sakatlanmış gibi Yorgo’ya kendisi gitmiş, içeride
arkadaşları Metin Oktay ve Afyer Elmastaşoğlu da var. Yorgo Nehir’i görünce, Metin
Oktay’ı masaj sedyesinden hemen kaldırmış “velinimetim geldi” diyerek.
Değerlerimizden geriye kalanlardandır Nehir Çetintaş
Hocam. Ve hala gençliğin, sporun ve özellikle de futbolun hizmetinde… Sen çok yaşa
ve bin yaşa Nehir Hocam…