Uzun süredir kamuoyunun ve hukuk çevrelerinin gündeminde yer alan, cezaevlerinde bulunan hükümlüler ile aileleri tarafından yakından takip edilen COVİD düzenlemesi, 11. Yargı Paketi kapsamında Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, ilk bakışta “tahliye” başlığı altında tartışılsa da, özünde Türkiye’nin infaz rejiminde fiili bir model değişikliğine işaret ediyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte tahliye işlemleri başlanırken, uygulamanın kapsamı ve istisnaları da netleşti.
Yeni düzenleme, infaz hukukunda önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlar bakımından getirilen erken geçiş imkânı, binlerce hükümlünün cezaevi statüsünü doğrudan etkiliyor.
DÜZENLEME NEYİ AMAÇLIYOR?
COVİD düzenlemesiyle getirilen temel yaklaşım, doğrudan bir af değil; kapalı–açık–denetimli serbestlik geçişlerini öne çeken bir infaz hızlandırmasıdır. Yasama organı, özellikle pandemi sonrası cezaevlerindeki yoğunluk, infaz sistemindeki tıkanmalar ve uygulamada ortaya çıkan fiili eşitsizlikleri dikkate alarak, 31 Temmuz 2023 öncesi suçlar için 3 yıllık erken geçiş modelini benimsemiştir.
TARİH OLARAK NEDEN 31 TEMMUZ 2023 SINIRI?
Düzenlemenin en kritik eşiklerinden biri tarih sınırıdır. 31 Temmuz 2023 tarihi, COVİD sürecinde yapılan önceki infaz düzenlemeleriyle de bağlantılıdır. Yasa koyucu, bu tarihten sonra işlenen suçları yeni infaz politikasının dışında tutarak, “beklentiyle suç işlenmesi” eleştirilerini bertaraf etmeyi hedeflemiştir.
Ancak bu tarih sınırı, ilerleyen süreçte eşitlik ilkesine aykırılık iddialarının merkezinde yer alacaktır. Zira aynı suçun, yalnızca birkaç gün farkla farklı infaz rejimlerine tabi olması, uygulamada ciddi tartışmalar doğuracaktır.
TAHLİYE DEĞİL, STATÜ DEĞİŞİKLİĞİ: 3 YIL ERKEN GEÇİŞ NE ANLAMA GELİYOR?
Yasayla birlikte, belirlenen tarih öncesinde işlenen suçlar açısından; Kapalı ceza infaz kurumundan açık cezaevine geçiş, Açık cezaevinden denetimli serbestliğe ayrılma 3 yıl daha erken mümkün hâle geliyor.
Bu düzenleme, kamuoyunda yalnızca “tahliye” olarak algılansa da, esasen infaz sürecinin yeniden yapılandırılması anlamına geliyor. Yani her hükümlü doğrudan tahliye edilmeyecek; ancak cezaevinde kalma süreleri, açık cezaevine geçiş tarihleri ve denetimli serbestlik hesaplamaları önemli ölçüde öne çekilecek.
Önemli bir diğer husus ise düzenlemenin kapsamının genişliği. Yasadan yalnızca cezaevinde bulunanlar değil; Halen yargılaması devam eden sanıklar, Hakkında kesinleşmiş cezası bulunduğu hâlde henüz teslim olmayan hükümlüler de yararlanabilecek.
CEZAEVİNDE KALMA SÜRELERİ KORUNDU MU?
Yeni düzenleme, infaz sistemini tamamen ortadan kaldıran bir af niteliği taşımıyor. Mevcut infaz rejiminde yer alan asgari cezaevi kalma şartları büyük ölçüde korunmuş durumda. Buna göre; 10 yıl ve üzeri cezası bulunan hükümlüler için kapalı cezaevinde en az 3 ay, 10 yılın altında cezası bulunanlar için kapalı cezaevinde en az 1 ay, Açık cezaevinde ise en az 3 ay kalma zorunluluğu devam ediyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Hükümlünün kendi denetimli serbestlik süresi zaten yeterli ise, bu süreleri fiilen cezaevinde geçirmesi gerekmeyebilecek. Bu nedenle infaz hesaplamalarının dosya bazında ve titizlikle yapılması büyük önem taşıyor.
KİMLER DERHAL TAHLİYE EDİLECEK?
Düzenleme kapsamında; Açık cezaevinde en az 3 aydır bulunan, Denetimli serbestliğine 3 yıl veya daha az süre kalan hükümlüler (istisna suçlar hariç) tahliye edilecek.
Bu gruptaki hükümlüler için tahliye işlemlerinin hızlı şekilde gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ancak uygulamada yaşanabilecek gecikmeler ve hatalı değerlendirmeler ihtimal dâhilinde.
KAPSAM DIŞI BIRAKILAN SUÇLAR AÇIKÇA BELİRLENDİ
Her infaz düzenlemesinde olduğu gibi, bu pakette de kamu düzeni ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek bazı suçlar kapsam dışında bırakıldı. Buna göre;
- Terör suçları ve örgütlü suçlar,
- Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar,
- Bazı nitelikli kasten öldürme suçları,
- Depremde bina veya yapı çökmesi sonucu meydana gelen ölümlerden sorumlu olanlar,
- Alt soy, üst soy, kardeş, eş, boşanılan eş, çocuk, kadın veya kendisini savunamayacak kişilere karşı işlenen ağır suçlar erken geçiş ve infaz avantajından yararlanamayacak.
Buna karşılık, kamuoyunda sıkça yanlış aktarılan bir diğer nokta da netleşmiştir: Kadına yönelik şiddet suçları, kasten öldürme hariç olmak üzere, otomatik biçimde kapsam dışı bırakılmamıştır. Bu durum, her dosyanın suç vasfı ve somut olay özellikleri üzerinden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
İSTİSNA LİSTESİ NE ANLAMA GELİYOR?
Düzenlemede yer alan istisna suçlar listesi, aslında yasa koyucunun toplumsal hassasiyet çizgisini açıkça göstermektedir. Terör, örgütlü suçlar, cinsel suçlar, bazı kasten öldürme halleri ve depremde bina çökmesi sonucu meydana gelen ölümler bu kapsamda özel olarak ayrılmıştır.
Özellikle deprem kaynaklı ölümlerin açıkça istisna kapsamına alınması, bu düzenlemenin yalnızca teknik bir infaz değişikliği olmadığını; aynı zamanda toplumsal adalet algısının gözetildiğini göstermektedir.
TAHLİYE EDİLMESİ GEREKTİĞİ HÂLDE EDİLMEYENLER NE YAPMALI?
Uygulamada en çok karşılaşılması muhtemel sorunlardan biri, tahliye edilmesi gerektiği hâlde idarece tahliye edilmeyen hükümlüler olacak. Bu durumda izlenmesi gereken hukuki yol açık:
1.Öncelikle Cezaevi İdaresine başvuru yapılmalı,
2.Talebin reddi hâlinde İnfaz Hâkimliği’ne itiraz edilmeli,
3.İnfaz hâkimliği kararının reddi durumunda Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz yoluna gidilmeli.
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar kesin olmakla birlikte; Kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir, Ayrıca karar kesin nitelikte olduğu için bireysel başvuru yolu da açıktır.
11. YARGI PAKETİ İNFAZLA SINIRLI KALMADI
11.Yargı Paketi yalnızca COVİD düzenlemesiyle sınırlı değil. Paket kapsamında;
- İcra hukukunda ihalenin feshi taleplerinde harç ve teminat rejimi netleştirildi,
- Tasarrufun iptali davalarında aciz belgesi ve yakın akraba işlemlerine ilişkin ispat yükü ağırlaştırıldı,
- Avukatlık Kanunu’nda disiplin hükümleri yeniden düzenlendi,
- Bilişim suçları, hakaret suçu, taksirle yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin önemli değişiklikler yapıldı,
- Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine daha geniş bozma yetkisi tanındı.
UYGULAMA DOSYA BAZINDA TAKİP EDİLMELİ
COVİD düzenlemesi ve 11. Yargı Paketi, binlerce hükümlü ve ailesini doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğuruyor. Özellikle infaz hesaplamalarının hatalı yapılması hâlinde geri dönülmesi zor hak kayıpları yaşanabileceği unutulmamalı. Bu nedenle düzenlemeden yararlanma ihtimali bulunan dosyaların hukuki destek alınarak ve bireysel olarak değerlendirilmesi, uygulamanın sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor.
Yasadan yararlanacak tüm hükümlü ve ailelerine hayırlı olması temennisiyle, önümüzdeki günlerde düzenlemenin sahadaki etkilerinin daha net biçimde ortaya çıkması bekleniyor.
AVUKAT BATUHAN BESALET KARAN







