Reklam
Reklam
Atilla Köprülüoğlu

Atilla Köprülüoğlu

2020 ve Umut

31 Aralık 2019 - 10:50

‘’Umut iyi birşeydir, belki de en iyisi.
Ve iyi şeyler asla ölmez"
(Esaretin Bedeli-1995)



73 yıl önce yazdı bu satırları ilk öykü kitabının 
ilk paragrafında Oktay Akbal;
"Önce ekmekler bozuldu, sonra her şey. 
Çünkü yeryüzünde savaş vardı. 
İnsanlar sebebini bilmeden, düşünmeden
ölüyor, öldürülüyorlardı. 
Savaş kelimesi dünyanın her yerinde 
en çok kullanılan söz olmuştu. 
Radyolarda 
marşlar, nutuklar şaşkın insan sürülerinin 
üzerine savruluyor, gazeteler korkuyla okunuyordu. 
Tramvaylar, vapurlar sabahları, 
akşamları tıklım tıklım, daima aceleci, sinirli, 
telâşlı bir kalabalığını şehrin bir 
ucundan öteki ucuna taşıyıp duruyorlardı."

* * * *
1940’lı yıllarda dünyayı saran savaşı, 
Türkiye’ye etkilerini, 
yokluğu, umutsuzluğa dönüşen sancılı 
günlerini anlatmıştı Oktay Akbal.
Annesinin sattığı Tophane’deki evin parasından
bastırmıştı bin 500 adet kitabı.
İki yüz liraya bin beş yüz tane. 
Her biri altmış kuruş! 
Kendi dağıtmıştı. 
Hatta Şehzadebaşı’ndaki 
tütüncü, fiyatı çok görmüştü. 
“Kim alır bu paraya?” demişti; yine de 
hatır için camın önüne koymuştu. 
Kendi ifadesiyle; 
‘’On sekiz, yirmi yaşlarındaki 
genç bir yazarlık heveslisinin duygusal 
seslenişleriydi’’ öyküleri.
40’lı yılların bir belgesel anısı sayılsın istemişti kitabı.
O kitap; İkinci Dünya Savaşı’na girdik 
gireceğiz kuşkuları içinde çırpınan bir 
İstanbul’da bir gencin yaşantısını, 
düşleri, aşkları, umutlarını yansıtıyordu.
Yaşayan Türkçe ile genç 
Cumhuriyetin yaşamından ilginç görüntüleri de.. 
Hatta kahvelerde bile Beethoven çalınmasını.
Kadınların günümüzden daha özgür yaşamını.
İnsanların alım gücünün yetersizliğini, 
yine de zarafetlerini kaybetmemesini de!..

* * * *
Ve devam etmişti yazar Usta’ca;
"Şu dünya bir kere daha değişecek... 
Belki eski halini almaz, ama zararı yok, 
gidenler gitti, gelenler gelsin. 
İnsanlar gülmesini, ağlamasını 
yeniden öğrensin. 
Sırasında ağlamasını veya gülmesini 
bilemeyene insan denemiyor. 
Bizler, yarı barış, yarı savaş 
insanları umutlarımızı kaybetmedik. 
Dünyanın iyi bir dünya olabileceğini, 
insanın mavi gökyüzünü, denizi, 
ağaçları seyretmekle mutluluğunu 
yaşadığı anlara kavuşacağına inanıyoruz. 
Her şey ekmekle başladı, ekmekle bitecek..."

* * * *
Dün gece okudum bir kez daha 
‘’Önce Ekmekler Bozuldu’’yu...
Sonra düşündüm 2019’un son gününde özellikle 
karamsarlıkla yılgınlıkla ekonomik güçlüklerle 
örtüşen kaotik durumumuza benzerliği. 
Kötülüğün sıradanlaşmasını, 
yolsuzluğun/hukuksuzluğun meşrulaştırılma örneklerini.
Toplumun ayrışmasını, sokaklarda 
yüzleri asık dertli tasalı gergin insanları.
Resmi rakamlara göre 6 milyon işsizi.
Açlık sınırı altındaki asgari ücretin 
nasıl unutturulduğunu.
İstanbul’u bitirecek Kanalİstanbul inadını.
Polis Okulu’nda yasadışı dini içerikli 
intikam vurgulu yemin töreni görüntülerini.
Yerli Otomobil tartışmalarını...
Yağmacılığı, rantiyeciliği, betoncu AVM’ci zihniyeti
Malta vatandaşlığına geçen bazı zenginlerimizi.
Meclis’i takmayan iktidar partisini.
FETÖcü Sözcü yazarları Çölaşan’ı, Doğru’yu(!)
Aldanmanın, aldatılmanın son yıllarda nasıl 
gelenekselleştirildiğini.
Bilimi, sanatı, edebiyatı, kültürü, 
tarihi, insanlığı bilmez yükselen cehaleti.
Hadsizliğin, görgüsüzlüğün, israfın, 
nezaketsizliğin, edepsizliğin, hakaretin, 
son tahlilde linç kültürünün tavan yapmasını...

* * * *
Bütün bunlara karşın; yine düşündüm;
Yaşamın olduğu yerde, 
‘’yılgınlığa değil kilitleneceğimiz’’ umut da vardır.
Öyle olmasa nasıl yazardı Nâzım Baba bu dizeleri;
‘’Köküm sağlamdır sarsılsam da 
kopmam dalımdan/ 
Ne fırtınalar koptu, 
benim hayat dallarımda/
Hiçbirinde vazgeçmedim
umutlarımdan/ 
İçimde kıyametler kopsa da/
Ben baharıyım yarınlarımın/ 
Çiçek açarım her kışın ardından’’
Oktay Akbal’ın seslenmesiyle,
‘’Önce ekmekler 
bozuldu ama 
bizden bu umudu asla çalamayacaksınız!’’
Umut hep var olacak.
Merhaba Umut! 
Merhaba 2020!
İyi seneler!..

YORUMLAR

  • 0 Yorum