Hey yavrum hey! Ajansım Anadolum benim. Ben seni işte bu günler için yetiştirdim. Fotoğraflarımızı yan yana koyarak servis etmişsin ya, işte buna bayıldım. Aynı meclis, aynı kürsü, arkada aynı ‘hakimiyet milletindir’ yazısı, aynı poz!... Gerçi şu deklanşore biraz daha soldan bassaydın be güzel kardeşim. İşte aynısının tıpkısı olurdu o zaman. Amma velakin haşa! Sümme haşa! Bizi, deklanşörü bile soldan basanlardan etme ya rabbiii! Sen sağdan sağdan bas kardeşim, bu kadarı da yeter onlara. Çatlayın cumhuriyetçileeeer!... Sizin Kemalin rejimi ‘the end’ oldu işte, n’abeeeer!..
Bak hele şuna. Sanatçı mıdır, nedir? Derin mevzulara dalmış, bana oy verenlerin analizini yapmış, bir güzel de isim takmış; lümpen proletarya!.. Sana ne kardeşim. Lümpen, mümpen. Bedava çaya, keke tav oldular mı, olmadılar mı? Sen ona baksana. Kuantum, muantum karın doyurmaaaz! Hem sen ne demeye çalışıyorsun; dağdaki çobanla benim oyum bir tutulamaz mı demek istiyorsun? Seni pis cumhuriyetçi demokrat seni! Benim cumhurumun önünde kimse duramaaaz! Atletiyle tankın namlusunu tıkayıp pert edenlere dil uzatılmaaaz! Destan yazdı onlar, destaaan!..
İşsizmiş, cahilmiş, kültürsüzmüş… Sana ne kardeşim. Bak sen de diyorsun; proletarya!.. Aldık mı oyları. Koyduk mu koyları. Koy dedim de aklıma geldi; yahu n’oldu şu bizim yazlık saray, bitmedi mi daha? Damatlı-oğlanlı, kızlı-torunlu tatil yapasım geldi. Hazinedeki çilli çilli liraları sayasım geldi. Kolay mı, hazineyi devraldı şu gencecik yaşta. Yardım etmek lazım… Yardım dediysem, şu bize oy verip destan yazan lümpen proletaryaya çay, kek falan lazım. Yanlış anlamayın sakın. Kredi notumuzu düşürmüşler ama, yemezleeer! Imf’ye borç vericez beee. Şu, solcu milli eğitim bakanı zokasını bir güzel yutturayım size hele; sonra o bakanı alıp bir güzel ensara, türgeve bağladım mı… gel keyfim gel. Ne demişler; eğitim şart! İmam hatiplerde eğiticez sizin hepinizi. Kafanızdaki o cumhuriyet, demokrasi, laiklik gibi örümcek ağlarını bir bir parçalıcaz. Bütüüüün diplomalarınızı yok sayıcaz, her şeyi sıfırdan başlatıcaaaaz! Ben kurucu başkanım be. Başlarım sizin sanatınızdan, proletaryanızdan!..
Ulan sanatçı mısın, nesin? Benim kafamın tasını attırma. Bütün kurumlarınızı lağvettim de gıkınız bile çıkmadı be! Zaten durup durup baykalla olan anlaşmamı öne sürüyorsun. Benim canımı sıkma. Seni vekil yapmadı mı o? Hem sen kendi adamlarına baksana. Bizim fışkıyeciden ihale üstüne ihale alan, bunun için kardeşini kullanan senin partinin a takımında be!.. Müteahhitler çok istedi diye emlakçı/müteahhidini vekil yapan siz değil misiniz? Neymiş? Kişiliği dişiymiş!... Sevsinler sizin dişi kişilikli müteahhit-iş adamı proletaryanızı… Hem sizin lümpen olmayan proletaryanızı da çok gördük. Bak bakalım senin vekilinin fabrikasında çalışan işçilere. Çoğu bana oy verdi n’abeeer! Şuna bak! Bir de, nasıl olur falan diyor. Ulan sen fabrikandaki işçiye bir kuruş fazla maaş mı veriyorsun mübarek? Asgari ücret 2200 lira olacak dediniz de, bu millet size inandı mı sanıyorsun? Hadi fabrikandaki işçiye versene o maaşı, elinden tutan mı var. Açsana kreşi, engel olan mı var. İşiniz gücünüz fitnelik, fesatlık. Hasetinizden çatır çatır çatlayın işte! Siz böyle oldukça, bu millet size oy moy vermeeez! Bir de utanmadan lümpen falan diyor. Ulan, senin lümpen olmayan proletaryanın fabrikanda sendikası falan var da benim mi haberim yok. Benim aziz milletim, sizin bu tuzaklarınıza düşmeeez! Bekleyin siz. Şu başkan a.ş. işini de hallettim mi, bu iş tamam. Bir elinde hazine, bir elinde ihale. Ye kürküm ye… Heh heh he…
Yahu hanım, benim ilaç saati gelmedi mi daha? Şu kedicikleri de kaldırın gözümün önünden, abdestim bozulacak sonra…







