Büyükşehir Yasası sonrası Merkezefendi’nin kurucu belediye başkanlığını yapmış, bugün AK Parti Denizli İl Başkanı koltuğunda oturan Muhammet Subaşıoğlu… Çıkıp ne dedi biliyor musunuz?
Şimdiki belediye başkanı Şeniz Doğan’ı, katıldığı etkinliklerde oynaması üzerinden hedef aldı. Yanındakilere dönüp şu sözleri sarf etti:
“Biz proje yaparız, çalışmasını biliriz ama oynayamayız. Bir eksiğimiz de bu. Merkezefendi’yi sıfırdan yaptık ama bir oynayamadık.”
Evet, koskoca bir il başkanı, Denizli'nin ve ülkenin o kadar sorunları varken, kadın bir belediye başkanının “oynamasını” mesele etti. Bunu da seviyesizce haber olarak yaynlanmasına vesile oldu. Belki de yayımlanan haberleri okurken de, "Vay bee! Ne güzel demişim" diye böbürlenerek okudu, bir yandan da kahvesini höpürdeterek içerken...
Yazıklar olsun böyle düşünceye de, böyle seviyesizce yapılan siyasete de...
Kadının Neşesine Düşmanlık mı Bu?
Sayın Subaşıoğlu, size soruyorum:
Bu mudur siyaset? Bir kadının oynayıp oynamaması üzerinden muhalefet yürütmek mi, koskoca bir ilçenin geleceğini bu seviyesiz göndermelere indirgemek mi?
Kadının kahkahasına, giyimine, çalışmasına, doğuracağı çocuğa yıllardır karıştınız. Şimdi de bir kadının oynamasına mı kafayı taktınız?
Asıl derdiniz nedir? Kadının gülen yüzünü, özgür halini, neşesini, başarısını kabullenememek mi?
Denizli’nin Sorunlarını Görmüyorsunuz
Denizli’nin üreticisi tarlasını bırakıyor, gençler işsizlikle boğuşuyor, esnaf ayakta durmakta zorlanıyor. İl başkanı olarak sizin konuşmanız gereken bunlar.
Ama siz ne yapıyorsunuz? Bir kadının dansı üzerinden siyaset üretmeye çalışıyorsunuz.
Bu ucuz bir siyaset gösterisi, hem de kadın düşmanlığının en açık hali.
Asıl Gündem: Kadının Hakkı
Ama siz böyle ucuz polemiklerle uğraşırken, ülkede çok daha ağır bir mesele gündemde:
15 Ağustos hutbesinde Diyanet dedi ki:
“Kadınların eşit miras talebinde ısrarcı olmaları kul hakkı ihlalidir.”
İşte mesele bu!
Kadının yasal hakkı, Cumhuriyet’in kazanımı olan miras hakkı, din üzerinden gölgelenmeye çalışılıyor. Kadın hakkını isterse “kul hakkı ihlali” deniyor.
Subaşıoğlu’na Soruyorum
Sayın Subaşıoğlu, siz bir kadının oynayıp oynamasını mesele ediyorsunuz da…
Kadının miras hakkını gasp etmeye kalkışan hutbeye dair tek cümle kurabiliyor musunuz?
Cesaretiniz var mı, çıkıp “Kadının miras hakkı Cumhuriyet’in çizdiği eşitliktir, tartışmaya açılamaz” diyebiliyor musunuz? Kadına şiddeti önlemek adına Denizli'de yaptığınız bir şey var mı? Hergün işlenen kadın cinayetlerinin durdurulması adına bir sözünüz, bir yaptırımınız var mı?
Kadının dansı üzerinden siyaset yapmak kolaydır.
Ama kadının hakkını savunmak, asıl mesele odur.
Cumhuriyet kadını hem oynar hem güler hem de hakkını alır.
Asıl kul hakkı, kadının mirasını elinden almaktır.
Asıl ayıp, bir kadının neşesine dil uzatmaktır.
Ve unutmayın: Cumhuriyet kadını susmaz, boyun eğmez.
Hem oynayacak, hem gülecek, hem de mirasını alacak.
Mustafa Kemal Atatürk’ün 17 Mart 1923 Tarihli Tarsus Konuşmasında, ""Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın." der...
1926 yılında yürürlüğe giren Medeni Kanun sayesinde kadınlara eğitim, çalışma, miras ve boşanma gibi alanlarda eşit haklar tanınmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınının toplumun her alanında güçlü bir yer edinmesinin önemini vurgulamıştır.
Atatürk, Türk kadınının sadece evde değil, sosyal, ekonomik ve siyasal alanda da etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kadınların eğitimi, çalışma hayatına katılımı ve eşit haklara sahip olması gerektiğini savunmuş; bu doğrultuda birçok reform gerçekleştirilmiştir.
Sizin işiniz gücünüz, "Kadının giyimi, gülmesi, kaç çocuk doğuracağı, nasıl doğuracağı, şimdi de bir kadının dansetmesi çıktı"
Sayın başkan, sen hanlar hamamlar, saraylar yapsan ne farkeder? Bir kadın üzerinden yürüttüğün siyaset işte seni böyle yerle bir eder.
Balık baştan kokar derler, bir büyüğünüz de, "Sarılgan başkan" demişti. Halk işte bu yüzden sizden bıktı. Halk kendisine dokunulmasını, sarılmasını, güleryüzü o kadar çok özledi ki...
Bırakın Şeniz başkan oynasın, sarılsın, dansetsin. Halk onu öyle seviyor...
Görüyorum esnafları ziyaretlerine başladınız ufaktan ufaktan, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu'nu nasıl taklit ettiğinizi seyrediyorum gülerek. Yavaştan yavaştan çocukları falan kucağınıza almaya başladınız. Ama size bir şey söyleyeyim mi, çok eğreti duruyor yaptıklarınız. Neden biliyor musunuz, her şeyiniz yapmacık, insanlara yaklaşırken sevgiyle, içten candan yaklaşmıyorsunuz çünkü!.. Sizde eksik olan sevgi, saygı... Hele bir kadının dansı üzerinden yaptığınız siyaset her şeyin üstüne tüy dikti...
Çok şey söylerdim de başkan, ülke yangın yeri...
Aslında siz çok güzel oynuyorsunuz, neyle biliyor musunuz? Ülkenin geleceği ile, gençlerimizin, çocuklarımızın geleceği ile oynuyorsunuz!..
Bırakın kadınları oynasın, gülsün, dansetsin!.. Sana ne, sana neee başkan! Sana neee!..
Not: Bu yazım bütün kadınlarımıza ithafen yazılmıştır...





